 |
 |
|
|
 |
| Dolar |
Euro |
| Alış |
1.7424 |
Alış |
2.3061 |
| Satış |
1.7508 |
Satış |
2.3172 |
|
 |
|
|
|

MEVLANA TÜRBESİ VE DERGAHI (Merkez) Türbenin çekirdeği
1230 yılında, Mevlana’nın babası Sultan-ul Ulema Bahaeddin Veledin vasiyeti
üzerine buraya gömülüp, üzerine basit bir türbe yapılmasıyla oluşmuştur.
Mevlana’nın ölümünden sonra ise Pervane Muiniddin ve karısı Gürcü Hatun
tarafından buraya bir türbe yaptırılmıştır. Türbe daha sonra dini ve sosyal
işlevli mimari eklemeler yapılarak günümüzdeki şekliyle bir Mevlevi dergahı
haline getirilmiştir. Mevlana’nın ölümünden sonra yani 1273 yılından itibaren
imarına başlanan dergah Cumhuriyetten sonra müze haline dönüştürülmüştür. Müzede
Mevlana ve diğer Mevlevilere ait veya çeşitli yollarla dergaha gelmiş değerli
yazmalar, hat ve tezhip örnekleri, maden cam ve ahşap eserler ile Mevlevi
musikisi enstrümanları, halı ve kilimler sergilenmektedir.
SAHİP ATA KÜLLİYESİ (Merkez)
Son yıllardaki araştırmalar Sahip Ata Cami’nin aslında bugünkü çifte minareli
cepheye kadar uzandığını ve ağaç direkler üzerine ahşap bir cami olduğunu
göstermektedir. Selçuklu veziri Sahip Ata tarafından başlandığı ve mimar Kölük
Bin Abdullah’ın eseri olduğu yazılıdır. Buna göre, Anadolu Selçuklularının
bilinen en eski ağaç direkli camisi olmaktadır. 1283’de tamamlanan türbe ve
hanikahla yapı, bir külliye haline gelmiştir. Bu yapıdan günümüze yalnız, şahane
çini mozaik mihrap kalmıştır.
LALA MUSTAFA PAŞA KÜLLİYESİ (Ilgın)
Külliye; cami, imaret ve han olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Cami çarşı
içinde geniş bir alanı kaplayan külliyenin bir bölümünü teşkil etmektedir.
1576 yılında Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan külliye bazı kaynaklarda
Mimar Sinan’ın eserleri arasında geçmektedir.
İPLİKÇİ CAMİ VE MEDRESESİ (Merkez)
Alaaddin Tepesinin doğusunda, Alaaddin Caddesindedir. Medresenin vakfiyesinden
ilk yapının II. Kılıçaslan döneminde vezir Şemseddin Altunbanın (Altıapa)
yaptırdığı sanılmaktadır. (XII. yy sonu). Cami ve medrese Hacı Ebu Bekir
tarafından 1332’de genişletip yenilenmiştir.
Firuze ve mor çinilerden geometrik geçme motifler ve firuze lacivert çinilerden
kıvrık Rumilerden oluşan iki kuşakla çevrili mihrap bu türün Anadolu’daki en
eski örneklerindendir. Yapı, eskiliği ve burada Mevlana Celaleddin Rumi’nin ders
vermiş olması nedeniyle önemlidir.
EŞREFOĞLU CAMİ (Beyşehir)
Beyşehir İlçesi’nin kuzeyinde, İçeri Şehir Mahallesindedir. 1296-1299 yılları
arasında yaptırılmış olup, Anadolu’daki ahşap camilerin en büyük ve
orijinalidir.
AK MANASTIR (Haglos Kharitan, Sille)
Konya-Sille arasındadır. Kayaya oyulmuş odalarla onları çeviren yapıdan oluşan
manastır M.S. 274’de Saint Horion adlı bir aziz adına yapılmıştır.
HAGHİA ELENİ KİLİSESİ (Sille)
Sille Bucağında, M.S. 327’de İmparator Konstantinus döneminde yapılmış olup,
Anadolu’daki ilk Hıristiyan kiliselerindendir. Kilise, İsa, Meryem ve
havarilerin resimleriyle süslüdür. Kilisenin iç kapısının üstünde yazılı tamir
manzumesinden Mikail Arhonkolan ismine kurulduğu anlaşılan yapı, onarılmış ve
boş olarak korunmaktadır.
NASREDDİN HOCA TÜRBESİ (Akşehir)
Akşehir’de kent surunun doğusunda, kendi adıyla anılan mezarlıktadır.
Onarımlarla özgün biçimini yitiren yapıya günümüzdeki görünümünü 1905’te Akşehir
kaymakamı Şükrü Bey kazandırmıştır. Eski yapıdan yalnızca ortadaki ana türbe
kalmıştır. Mermer sandukanın baş ucunda gülmece ustasının yaşamını simgelemek
üzere H. 683 (1284) olan ölüm tarihi, tersten 386 biçiminde yazılmıştır.
SİLLE SİYATA MANASTIRI (Merkez)
Konya il merkezinin 8 km kuzeybatısında, erken Hıristiyanlık döneminde önemli
bir merkezdir. Bu dönemde başta Akmanastır diğer adı ile Haglos Kharitan (St.
Choritan) olmak üzere birçok manastır keşişler tarafından kayadan oyularak
yapılmış olup, dünyada kurulan ilk manastırlar arasındadır.
LYSTRA (Hatun Saray-Meram)
Konya’nın güney batısında Hatunsaray Kasabasına bir kilometre mesafede
karayolunun sağ tarafında yaklaşık 400 m içerde Zolkara denilen yerdedir.
MEVLANA MÜZESİ
Bu gün müze olarak kullanılmakta olan Mevlana Dergahının yeri, Selçuklu
Sarayının gül bahçesi iken bahçe, Sultan Alaadin Keykubat tarafından Mevlana’nın
babası Sultanü’l Ulema Bahaeddin Veled’e hediye edilmiştir. Sultanü’l Ulema 12
ocak 1231 yılında vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmiştir. Bu defin
gül bahçesinde yapılan ilk defindir. Sultan’ül Ulema’nın ölümünden sonra
kendisini sevenler Mevlana’ya müracaat ederek babasının mezarının üzerine bir
türbe yaptırmak istediklerini söylemişlerse de Mevlana "Gök Kubbe’den daha iyi
türbe mi olur? Diyerek bu isteği reddetmiştir. Ancak kendisi 17 Aralık 1273
yılında vefat edince Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled mevlana’nın mezarının üstünde
türbe yaptırmak isteyenlerin isteklerini kabul etmiştir. "Kubbe-i Hadra" Yeşil
Türbe denilen türbe dört fil ayağı (Kalın sutun) üzerine 130.000 Selçuki
Dirhemine mimar Tebrizli Bedreddin’e yaptırılmıştır. Bu tarihtensonra inşaat
faaliyetleri hiç bitmemiş, 19.y.y. ın sonuna kadar devametmiştir. Mevlevi
Dergahı ve türbe 1926 yılında "Konya Asar-ı Atıka Müzesi" adı altında müze
olarak hizme başlamıştır 1954 yılında ise müzenin teşhir tanzimi yeniden elden
geçilmiş ve müzeni adı "Mevlana Müzesi olarak değiştirilmiştir. Müze alanı
bahçesi ile birlikte 65000 m2. İken, yeni istimlak edilerek Gül bahçesi olarak
düzenlenen bölümlerle birlikte 18.000 m2. ye ulaşmıştır. Müzenin avlusuna
"Dervişan Kapısı" ndan girilir. Avlunun Kuzey ve Batı yönü boyunca Derviş
hücreleri yer almaktadır. Güney yönü, Matbah ve Hürrem Paşa Türbesinden sonra,
Üçler Mezarlığına açılan Hamuşun (Susmuşlar) kapısı ile son bulur. Avlunun
doğusunda ise Sinan Paşa, Fatma Hatun ve Hasan Paşa Türbeleri yanında Semâhâne
ve Mescit bölümleri ile Mevlana ve aile fertlerinin mezarlarının da içerisinde
bulunduğu ana bina yer alır. Avluya Yavuz Sultan Selim’in 1512 yılında
yaptırdığı üzeri kapalı Şadırvan ile Şeb-i Aruz (Düğün Gecesi) havuzu ve avlunun
kuzey yönünde yer alan selsebil adı verilen çeşme, ayrı bir renk katmaktadır.
KARATAY MÜZESİ
Karatay Medresesi, Sultan İzzeddin Keykavus II. Devrinde Emir Celaleddin Karatay
tarafından, 649 Hicri (1251 Miladi) yılında yaptırılmıştır. Mimarı
bilinmemektedir. Osmanlılar Devrinde de kullanılan Medrese XIX. Yüzyılın
sonlarında terk edilmiştir. Anadolu Selçuklu devri çini işçiliğinde önemli yer
bulunan Karatay Medresesi 1955 yılında "Çini Eserler Müzesi" olarak ziyarete
açılmıştır. Karatay Müzesinde, Beyşehir Gölü kenarındaki Kubat-Âbad Sarayı kazı
buluntuları arasında olan duvar çinileri, çini ve cam tabaklar ile Konya ve
yöresinde bulunan Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait çini ve seramik tabaklar,
kandiller ve alçı buluntuları sergilenmektedir.
SIRÇALI MEDRESE
(Mezar Anıtları Müzesi)
Mezar Anıtları Müzesi, Konya’daki Selçuklu Dvri eski eserlerinden Sırçalı
Medrese’de 1960 yılında açılmıştır. Sırçalı Medrese, 1242 yılında Bedreddin
Muslih tarafından yaptırılmış, çinilerle süslü açı (avlulu) medreselerden
birisidir Konya şehrinde kamulaştırılan mezarlıklardan toplanan tarih ve sanat
tarihi yönünden değerle mezar taşları selçukluluar Devri, Beylikler ve
Osmanlılar Devri’ne göre tasnif edilerek teşhir edilmişlerdir. Ayrıca Mezar
taşları, şekil, motif ve yazı karakterleri de gözönüne alınarak değerlendirilmiş
ve kronolojik bir sıraya konulmuştur.
AKŞEHİR MÜZESİ
Akşehir Arkeolog Müzesi: Hitit, Frigg Lidya, Roma ve Bizans dönemi eserleri
teşhir edilmektedir.
Atatürk Müzesi: İstiklal Savaşı sırasında Garp Cephesi Komutanlığının karargahı
olarak kullanılan tarihi bina, Atatürk Müzesi olarak o günkü
özellikleri koruyarak bugünde hizmet vermektedir.
ARKEOLOJİ MÜZESİ
Konya Arkeolojik Müzesi, 1901 yılında Karma Orta Okulunda açılmıştır. Daha sonra
1927 yılında Mevlana Müzesine 1953 yılında İplikçi Camii’ne taşınmıştır. 1962
yılında ise bugünkü müze binası kurularak hizmete girdi. Müzede, Neolitik, Eski
Tunç, Orta Tunç (Asur ticaret kolonileri), Demir (Frig, Urartu,), Klasik,
Helenistlik, Roma ve Bizans çağlarına ait eserler sergilenmektedir. Neolitik
eserler Çumra, Çatalhüyük, Erbaba ve Süberde kazılarında, Eski Tunç Eserler;
Sızma ve Karahöyük kazılarında, Asur ticaret kolonileri çağı Karahöyük
kazılarında ele geçen eserlerdir. Konya Alaaddin tepesi kazılarında bulunan Frig
çaı kap parçaları ile Konya Karapınar Kıckışla höyükte bulunan çeşitli formlarda
Frig çağı kapları ve Lidya kapıları da sergilenmektedir. Yine Kıcıkışla höyükten
Klasik Çağ Alabastron, Aryballos, Lekythos ve Kylixler bulunmaktadır. Arkeoloji
Müzesinin görülmeye değer eserleri Roma lahitleridir. Roma ve Bizans çağından
sunak mezar stel ve Ostotekler müze iç teşhirinde ve bahçede sergilenmektedir.
Sille Tatköy ve Çumra Alibeyhöyük’de müzemizce yapılan kabartma kazılarında M.S
6.y.y, ait kilise taban mozaikleri yerinden kaldırılarak müzemizde teşhir
edilmektedir.
ETNOGRAFYA MÜZESİ
Bölge Müzesi tarzında eğitim amaçlı olarak inşaa edilen bina 1975 yılında
Etnografya Müzesi olarak hizmete açılmıştır. Üç katlı binanın bodrum katında
fotoğrafhane, arşiv ayniyat ve etütlük eser depoları, kaloriferhane ile halen
çalışmaları devam etmekte olan ve 1999 yılı içerisinde açılması planlanan Halı
Kilim seksiyonu bulunmaktadır. Bu bölümde Etnografya Müzesi depolarında bulunan
başta Selçuklu Halı örnekleri olmak üzere, Dünyanın bilinen birkaç halı-kilim
dokuma merkezinden birisi olarak kabul edilen Konya Bölgesi’ne ve Türkiye
sınırları içersinde kalan meşhur halı-kilim dokuma merkezlerine ait halı ve
kilimler sergilenecektir. Zemin katta teşhir salonu ve Dr. Mehmet ÖNDER
Konferans Salonu; birinci katta bürolar, idari hizmet servisleri, kütüphane ve
eser depoları bulunmaktadır.Teşhir salonunda satın alma, hediye ve başka
müzelerden devir yolu ile müzeye kazandırılan daha çok Konya ve çevresine ait
etnografik eserler sergilenmektedir.
İNCE MİNARE MEDRESE (Taş ve Ahşap Eserler Müzesi)
Selçuklu Vzeiri sahip Ata Fahreddin Ali tarafından hadis ilmi okutulmak üzere
(Hicri 663) 1254 yılında yaptırılmıştır. Mimarı Abdullah oğlu Kelük’tür Selçuklu
taş işçiliği Şaheserlerinden olan taç kapısı üzerinde kabartmalı geometrik ve
bitkisel bezemelerle birlikte Selçuklu sülüsüyle yazılmışı "Yasin ve Fetih"
sureleri vardır.Binanın iç mekanları avlu, eyvan, dershane, ve öğrenci
hücrelerinden oluşur.Minare kaidesi kesme taşla kaplı tuğla malzeme kullanılarak
yapılmış ve ön cephede akant yaprağı ile bezelidir. Yarı piramit formlu üçgenle
ve oniki köşeli, gövde köşeleri turkuaz mavi sırlır tuğladan yapılmış çift
şerefelidir. 1901 ’de yıldırım düşmesiyle birinci şerefeye kadar yıkılmıştır.
1956 yılında müze olarak açılmış olup Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemine
ait taş ve ahşap eserler teşhir edilmektedir.
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖZEL KOYUNOĞLU MÜZE VE KÜTÜPHANESİ
Konya’nın köklü ailelerinden A.R. İzzet KOYUNOĞLU, Topraklık mahallesindeki
evinde yıllarca toplamış olduğu tarihi eserlere özel bir müze ve kitaplık
kurmuştur. Daha sonra kurmuş olduğu müze ve kitaplığı Konya Belediyesi’ne
bağışlanmıştır. Konya Belediyesi’nce modern müzecilik anlayışının her türlü
ihtiyacına cevap verecek şekilde yaptırılarak bugünkü durumuna getirilmiştir.
Müzede arkeolojik eserler ile etnografik eserler sergilenmektedir. Müze
bahçesinde bulunan İzzet Koyunoğlu’na ait ev restore edilerek tipik Konya evi
örneği olarak ziyarete açılmıştır. Binada eski ve yeni sivil mimari arzı bir
arada bulunmaktadır. Müze yazma, basma eserler bakımından çok zengindir.
ATATÜRK MÜZESİ
Atatürk caddesinde yer alan yapı 1912 yılında yapılmıştır. Bina XX. Yüzyıl
ulusal mimari örneklerinden olup 1928 yılında Konyalılar tarafından Atatürk’e
bağışlanmıştır. 1954 yılında Müze olarak açılmıştır. Müzenin teşhirinde
Atatürk’ün kullandığı elbise ve eşyaları ile Konya’nın kurtuluş savaşındaki
yerini anlatan belge, fotoğraf ve gazete küpürleri sergilenmektedir.
EREĞLİ MÜZESİ
Arkeoloji ve Etnoğrafik eserlerin beraber sergilendiği bir müzedir. Türk İslam
Eserleri, Etnografya, Hitit, Frig, Yunan, Roma ve Bizans dönemi eserleri ise
Arkeoloji seksiyonlarında teşhir edilmektedir.
YAPILAR
A) SİVİL MİMARİ
KERVANSARAYLAR
ZAZADİN HANI
Sultan Alaeddin Keykubat devrinde (633-Hicri 1236 Miladi yılında) Selçuklu
Emirlerinden Vezir Sadettin Köpek tarafından yaptırıldı.
Yazlık ve kışlık tiplerin birleşmesinden meydana gelmiş avlu tipte yapılmıştır.
Hanın boyu 104 m., eni 62 metredir.Taş yapının dış duvarlarından gayri İslami
devirlere ait eserlerden bazı parçalarda kullanılmıştır. Konya-Aksaray yolunun
25. Km’sinde Tömek bucağındadır.
HOROZLU HAN
1248 yılında bugünkü Konya-Aksaray asfaltının 8.’sinde kışlık olarak
yapılmıştır.
KIZILVİRAN HANI
Konya-Beyşehir yolu üzerinde olup, Konya’ya 44 km. uzaklıktadır. Kışlık ve
yazlık olmak üzere iki tipte yaptırılmıştır.
OBRUK HAN
Anadolu Selçuklu döneminde ticaret yolları üzerinde kurulan hanlardan bir örneği
de Obruk Hanıdır. Oburk Hanı, Konya’yı Aksaray’a bağlayan yol üzerindedir.
SULTAN HAMAMI
Larende caddesinde Sahip Ata Külliyesine ait olan Sultan Hamamı bugün de
faliyetine devam etmektedir.
MAHKEME HAMAMI
Şerfaddin Cami ile Şemsi-i Tebrizi Cami arasında yer alan tarihi özellikleriyle
milletimizin temizliğe verdiği önemi yaşatan (Türk Hamamı) vasıflarını taşıyan
mahkem hamamı faaliyetine devam etmektedir.
MERAM HAMAMI
meram mesireliğinde, tarihi köprü çıkışında yer alan Beylikler devrinde yapılmış
Meram Hamamı, yeli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.
MEYDAN HAMAMI
Akşehir’de 1329 yılında Subaşı Emir Şerafeddin tarafından yaptırılan hamam,
bugünde hizmet vermektedir.
ORTA HAMAM
Akşehir ulu camii caddesindeki Orta Hamam Selçuklulardan kalmış olup, Konya
Valisi Avlonyalı Ferit paşa tarafından 1900 yılında ciddi bakım ve tamirattan
geçirilmiştir. Eski Ulu Camii güneyinde yeralan Karamanoğlu Beyliği devri
eserlerinden olan eski hamam soğukluk, sıcaklık ve külhan bölümleriyle hizmet
vermeye devam etmektedir.
DİNSEL MİMARİ
ALAEDDİN CAMİİ
Anadolu Selçuklu Devri Konya’nın en büyük ve en eski camiisidir. Şehrin
merkezine yüksekçe bir höyük olan Alaedin Tepesi üzerinde inşa edilmiştir.
Selçuklu Sultanı Rükneddin Mesud I’in son zamanlarında başlanılmış, Kılıçaslan
II (1156-1192) devrinde inşaatına devam edilmiş, Sultan Alaeddin Keykubad I
tarafından 1221 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır.Camii İslam mimarisi
yapı tarzında inşa edilmiştir. Üzeri ağaç ve toprakla örtülmüştür. İçerisi
Sütunlar ormanın andırmaktadır. Bizans ve klasik devirlere ait 41 taş mermer
sütundan ibarettir. Camiinin en ilginç taraflarından birisi de minberidir.
Minber abanoz ağacından birbirine geçmiş olup, Anadolu Selçuklu ahşap
işlemeciliğinin en güzel örneklerdir. 1155 yılında Ahlat’lı Mengum Berti
tarafından yapılmış bir şaheserdir. Çinilerle süsül mihrabın önünde çini süslü
kubbesiyle örtülmüş bir saha mevcuttur. Mihrap ve kubbelerin çinileri kısmen
sökülmüştür.
İPLİKÇİ CAMİİ
Alaeddin Caddesi üzerindedir. Şemseddin Altınoba tarafından1201 yılından sonra
yaptırılmış, Somuncu Ebubekir tarafından genişletilmiş, yenilenmiştir. (1332)
Cami iplikçiler çarşısında bulunduğu için İplikçi Camii adını almıştır.
1951-1960 Klasik Eserler Müzesi olarak kullanılan camii, 1960 yılında tekrar
ibadete açılmıştır.
SAHİP ATA CAMİİ VE KÜLLİYESİ
Anadolu Selçuklu Devleti Vezirlerinden Sahip Ata tarafından 1258 - 1283 yılları
arasında inşaa edilmiş olan mescid türbe, hanigah ve hamamdan ibarettir. Mimarı
Abdullah Bin Kellük’tür.
SADRETTİN KONEVİ CAMİİ VE TÜRBESİ
Konya’nın Şeyh Sadrettin mahallesindedir. 1274 yılında yapılmıştır. Giriş
kapısındaki kitabede adı geçen Sadrettin Konevi aslen Malatyalı olup, Konya’ya
yerleşmiş, zamanını tanınmış bilginlerindendir. Muhiddin İbni Arabi’den tahsil
ve terbiye görmüş, Konya’daki hanikahında hadis ilimleri okutulmuştur.
Mevlana’ya derin bir sevgi ile bağlanmıştır.Türbe, Camiinin doğusundaki
avludadır. Açık türbeler tipinin ayakta kalan tek örneğidir. Türbenin şekli
Selçuklu kümbetlerin benzer. Gövde açık, kaidesi mermer işleme olan türbenin
üzerinde, köşeli bir tanbura oturan kafes şeklinde ahşap bir külah vardır.
ŞEMSİ-İ TEBRİZİ CAMİİ VE TÜRBESİ
Şerafettin Camii kuzeyinde eskiden mezarlık olan Şems Parkının içinde yer alır.
Bugünkü yapı 1510 yılında Abdürrezakoğlu Emir İshak Bey tarafından mescidle
birlikte elden geçirilmiş ve genişletilmiştir. İlk yapının 13. Yüzyılda
yapıldığı ileri sürülmektedir. Ancak kim tarafından yaptırıldığı
bilinmemektedir. Cami bölümüyle bitişik durumda, içten tavanlı dıştan sekizgen
tambur üzerine piramidal külahla örtülüdür. Eyvan şeklinde olan türbe mescide
kalem işi süslenmiş ahşap Bursa kemeriyle açılır. Diğer yönlerde biri altta,
diğeri üstte olmak üzere ikişer penceresi vardır. Türbenin duvarlarında herhangi
bir bezeme yoktur. Tavanı geometrik motiflerle bezenmiştir. Üzeri örtülü
sandukanın altında önceleri kuyu bulunduğu söyleniyorsa da araştırmalar
neticesinde burasının kuyu değil mumyalık olduğu anlaşılmıştır. Gövdesi taştan
tambur ve külahı ise tuğladan yapılan türbe 1977 yılında tamiri sırasında
orjinalliğin biraz kaybetmiştir.
KADI MÜRSEL (Hacı Hasan Camii)
Hükümet konağının batısındadır. Güney duvarında bulanan kitabesine göre 812 H.-
1409 M. Yılında ve Karamaoğlu Mehmet bey zamanında Hacı Mustafa oğlu Mürsel
tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı taş ve moloz dolgu yüksekçe bir
tabana oturmaktadır. Üzeri çatı ile örülmüştür.
TURSUNOĞLU CAMİİ (Tahir Paşa)
Abdülaziz mahallesindedir. XV. Yüzyıl başlarında Konya eşrafından Tursunoğlu
Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Beden duvarları taş, kubbe ise tuğladır.
Camiinin kuzeyindeki kubbeli son cemaat mahallide tuğladan yapılmıştır. Tek
şerefeli ve köşeli bir minaresi vardır.
SELİMİYE CAMİİ
Mevlana Dergâhının batısında inşaatına Sultan Selim II’nin şehzadeliği zamanında
başlanmış (1558-1567) arasında tamamlanmıştır. Camii Osmanlı klasik mimarisinin
Konya’daki en güzel eserlerindedir. Kuzeyinde altı sütuna istinat ettirilmiş
yedi kubbeli son cemaat yeri ve mermer süveli geçme basık kemerli cümle kapısı
mevcuttur. Ahşap kapı kanatlarından sağdakine "Mescitti Mümin,suda balık
gibidir."İbareler mevcuttur. Son cemaat yerinin sağ ve solunda tek şerefeli iki
minaresi vardır.
AZİZİYE CAMİİ
Konya çarşının ortasındadır. Muntazam kesme Gödene Taşı ile yapılan mabed son
Osmanlı mimarisinin çok muvaffak bir eseridir. Yerindeki 1671-1676 yılları
arasında Şeyh Ahmed eliyle yaptırılan camii yandığı için (1867) Sultan
Abdülazizi’in annesi Pertenihal adına yeniden bugünkü Camii yaptırılmış ve bu
adla anılmıştır. (1874) Türk Baroku uslubundadır. Altı mermer sütuna oturan üç
kubbeli son cemaat yerinin iki ucunda kaideleri şadırvanlı iki minaresi dikkat
çeker. Üzeri ferah kubbe ile örtülüdür.
ŞERAFETTİN CAMİİ
Hükümet konağının güney cephesindedir. Camii ilk defa XII. Yüzyılda Şeyh
Şerafettin tarafından yaptırılmış 1336 yılında tamamen yıktırılarak Çavuş oğlu
Mehmet Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Camii gövdesi kesme taşlardan büyük
bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbeyi 10 fil ayağı tutmakta, güneyinde bir yarım
kubbe ile desteklenmektedir. Mihrabın bulunduğu kısmı dışarıya taşmaktadır.
Yarım bir kubbe ile örtülmüştür. Güney kısmı hariç diğer yönlerdeki ikinci kat
mahfelleri bulunmaktadır. Camii iç yazı ve nakışlarla dekorize edilmiş olup,
mermer işlemeli mimber ve mihrabı takdire değer bir sanat eseridir. Sonradan
ilave edilmiş tek şerefeli bir de minaresi vardır. Osmanlı Camii mimarisinin en
mümeyyiz vasflarından birisi olan cemaat yerine yer verilmiş olup, altı mermer
sütun üzerine oturmuş yedi küçük kubbe ile örtülmüştür.
KAPU CAMİİ
Konya’da merkezde sarraflar (çıkrıkçılar) caddesi üzerindedir. Asıl adı ihyaiyye
olup eski Konya Kalesinin kapılarından birini çevresinde yer aldığında Kapı
Camii adıyla anılır. Cami ilk defa 1658 yılında Mevlevi Dergahı
Postnişinlerinden Pir Hüseyin Çelebi tarafından yapılmıştır. Bir süre sonra
yıkılan bu camiiyi 1811 yılında Konya Müftüsü Esenlilerlizade seyyid Abdurrahman
yenilemiş, 1867 yılında bir yangın cami ile birlikte bu civarda vakıf dükkanları
da yok etmiş. Bu yeni inşaasına dair 1285 H. (18868 M) tarihli kitabesi taç
kapısı üzerinde yeralmaktadır. Kapı Cami Konya’da yer alan Osmanlı Dönemine
camilerinin en büyüğüdür. Kuzeyinede 10 mermer sütuna istinat eden yüksek bir
son cemaat mahalli ve basık kemerli bir cümle kapısı vardır. Ayrıca doğu ve batı
yönlerinde de birer kapısı bulunmaktadır. Kesme taşlardan inşa edilen camiinin
üzeri dıştan çatı, içten büyüklü küçüklü sekiz kubbe ile örtülüdür. Taş Miharı
ve ahşap minberi sadedir.
NAKİBOĞLU CAMİİ
Camii, Nakiboğlu mahallesindedir. Vakfiyesine göre Konya Müftüsü Nakib’ül Seyid
İbrahim tarafından 1176 H. (1762 M.) yılında yaptırılmıştır. Kare planlı olup
toptan yapılmıştır. Çatı ahşaptır. Kiremit planlı olup toptan yapılmıştır. Çatı
ahşaptır Kiremitle örtülmüştür. Minaresi, 1178 H. (1764 M.) yılında Nakib’ül Hac
Seyid İbrahim oğlu Mehmet Emin tarafından yaptırılmıştır. Cami zamanla harap
olduğu için 1926 yılında minaresi hariç, yıktırılarak yeniden yaptırılmıştır.
Ilgın
Termal Turizm Merkezi: Kombine uygulamalar, romatizmal sendromlar,
karaciger, safra yolları ve metabolizma hastalıklarında etkilidir.
Kösk Kaplıcaları -smail Kaplıcaları
Beysehir Gölü Milli Parkı, Meke Krater Gölü çevresi, Aksehir Gölü çevresi,
Seydisehir ve Bolat yaylaları dag ve doga yürüyüsüne elverisli alanlardır.
Akgöl Tabiatı Koruma Alanı - Kocakoru Ormanı Tabiat Parkı - Fosil Ardıç - Meke
Krater
Gölü - Titrek Kavak
Meke Krater Gölü: Jeolojik açıdan oldukça ilgi çekicidir. Ayrıca bölgede Acıgöl,
Çırak Göl ve Meyil Gölü adında bir çok krater bulunmaktadır.
Yerköprü Selalesi: Bazı cilt hastalıklarına iyi geldigi bilinmektedir.
Büyük Düden Magarası - Tınaztepe Magara Sistemi - Balatini Magarası - Körükini
Magarası - Suluin(Degirmenini) Magarası - Susuz Magarası - Pınarbası Magarası
Müzeler: Mevlana Müzesi, Arkeoloji Müzesi, Çini Eserler Müzesi, Mezar Anıtları
Ve son olarak Konya'dan bunları yapmadan dönmeyin
!
Mevlana Müzesini ve diger müzeleri görmeden, Çatalhöyük, Kilistrayı gezmeden,
Cami, Saray ve hanları görmeden, Dügün Yemegi yemeden, Konya’nın köylerinde
dokunan
keçe, halı ve kilimlerden almadan, 10-17 Aralık Mevlana Anma Törenlerine
katılmadan
dönmeyin.
|
|